Ünal Yeter: “Az yakan, çok kaçan arabaları seviyorum ben.”

0

Hem oyuncu kimliği hem de sempatik kişiliğiyle büyük beğeni toplayan Ünal YETER ile kariyeri, yeni projeleri ve otomobiller üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Oyuncu olmaya hangi yaşlarda karar verdiniz? Sizi yönlendiren unsur ne oldu?

Aslında oyuncu olmakla ilgili bir karar verdiğimi pek hatırlamıyorum. Çocukken oyun oynamak nasıl hoşuma gittiyse, büyüdüğümde de oynamaya devam ettim. Bir de ilkokuldayken bir tiyatro oyunu izlemiştim. Üstelik öyle tiyatro salonunda filan değil. Okulun bir salonu da yoktu zaten. Bütün okulu bahçeye sıralayıp, diz çökmemizi istediler. Oyuncular da, bayrak töreninin yapıldığı yükseltiye çıkıp oynadılar. İbiş’in Maceraları gibi bir oyundu sanırım. Bütün ilkokul çocukları çömelmiş vaziyette, dizimiz acıya acıya oyun izledik o gün. Sanırım, çömelip oyun izlemektense, dik durup oyun oynamak daha çekici geldi bana.

22422456991_bff2e53dfb_o

Oyunculuk kariyeriniz ve eğitiminizi biraz anlatır mısınız?

Samsun’da doğup büyüdüm. Ortaokulda kendi kendime oyunlar yazıp oynardım sınıf arkadaşlarıma. Bir gün resim öğretmenim, elimden tuttuğu gibi bir tiyatro kursuna götürdü beni. Samsun Belediye Konservatuarı tiyatro kursuna bir de çocuk bölümü açmış o yıl. Hafta sonları iki saatliğine tiyatro kursuna gitmeye başladım. İki yıl sonra da sahneye çıktım. Sanırım 1993 yılıydı. Yıllarca Samsun Gazi Müzesi’nin altındaki Oda Tiyatrosunda oyunlar oynadım. 2001 yılında ise Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümünde oyunculuk okudum. Mezun olduktan sonra iki üç sezon Ankara Devlet Tiyatrolarında çalıştım. Ardından İstanbul’a geldim. Yaklaşık altı yıldır da İstanbul’da çeşitli tiyatro oyunları, reklamlar, diziler ve sinemada iş yapıyorum.

Bilinmeyen yönleri ile oyunculuk sizce nasıl bir meslek?

Aslında her meslek gibi bir meslek, oyunculuk. Hayatınızı kazanmak, ailenizi geçindirmek için yaptığınız diğer işlerden pek bir farkı yok bence. Ayrıca çalışma saatleri düzensiz, iş güvencesi yok, ortalama mesainiz en az on-on beş saat. Üstelik çalıştığınız ortama göre bazen gidecek bir tuvalet bile bulamayabiliyorsunuz. Biraz tanındığınız zaman, sokaktaki insanlar size istedikleri gibi davranabileceklerini düşünüyorlar. Hele sosyal medyada ağzına geleni söylüyorlar. Sanırım bunlar, oyunculuğun pek bilinmeyen yönleri. Yani pek matah bir iş gibi değil.

Daha önce rol aldığınız tiyatro oyunları, diziler olduğu gibi son dönemde beyaz perde de sizi görüyoruz. Peki, sizi bu üç türden en çok hangisinde rol almak mutlu ediyor?

Sinema çok prestijli bir alan. İyi senaryosu olan birkaç sinema filminde adımın geçmesi, beni çok mutlu eder. Ama asıl olan oyunculuk yapmak. İyi yapıyorsanız, nerede yaptığınızın bir önemi yok bana kalırsa.

En son Geym of Bizans adlı sinema filminde rol aldınız. Sinema ile ilgili başka projeleriniz var mı?

BKM ile yeni bir film çektik. Filmin adı Küçük Esnaf. Çok eğlenceli bir film oldu. Sanırım 2016 yılının Mart ayında gösterime girecek.

Tür olarak daha çok komedi dizisi ya da komedi filmlerinde yer alıyorsunuz. Farklı türlerde de oynamayı düşünüyor musunuz?

Aslında ben özellikle komedide oynamayı tercih etmedim. Hep öyle roller geldi. İstanbul’a ilk geldiğim zamanlarda bir kaç kez drama dizilerinde kısa roller oynadım hatta. Ama işin doğrusu, çok sıkılmıştım. Komedi iyidir. Tiyatroda ise durum başka. Oyun metni iyiyse eğer; rolün komik olup olmaması hiç önemli değil.

“Oyun metni iyiyse eğer; rolün komik olup olmaması hiç önemli değil.”

Sadece oyunculuk mu yapmayı düşünüyorsunuz? Senaryo ya da oyun yazmak veya yönetmenlik yapmak gibi düşünceleriniz var mı?

Senaryo yazıyorum zaten. Birkaç dizinin yazar ekibinde çalışmışlığım da var. Bir iki tiyatro oyunum da çeşitli gruplarca sahnelendi. Yazarlık benim ikinci işim yani. Ama yönetmenliği hiç düşünmüyorum. Zaten becerebileceğimi de sanmıyorum.

Set dışında vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Set dışında zamanımın çoğunu ailemle geçiriyorum. Küçük bir kızım var. Bütün zamanım ona ait olsun istiyorum.

528330890

Dergimiz AKOHABER olunca otomobillere değinmeden geçmek olmaz. Ne tür araçlar ilginizi çekiyor?

Doğrusu, otuzlu yaşlarıma kadar araba kullanmayı bile bilmiyordum. Bir dizi için araba kullanmak zorunda kalınca, ehliyet aldım. Dolayısıyla otomobillerle pek ilgili değilim.Şimdi ise küçük arabaları daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. İstanbul trafiğinde park etmesi kolay, küçük, hızlı, nispeten güvenli bir otomobil işimi görür. Yani az yakan, çok kaçan arabaları seviyorum ben.

Araba alırken neye dikkat edersiniz?

Neye dikkat etmem gerektiğini pek bilemiyorum. O yüzden bilen birinin tavsiyelerine uyuyorum. Bir de ödeme kolaylığı var mı diye dikkat ederim. Hatta en çok ona dikkat ederim:)

 

Yolculuk halinde iken başınıza gelen komik bir olay oldu mu?

Park halindeyken oldu. Benzincide durmuş benzin alıyordum. Arkamdaki teyze, niye yol vermiyorsun diye kornaya bastı sürekli. Sonunda oğlu gelip “ne yapıyorsun anne” diye uyardı teyzeyi. Benzin alırken yol vermediğim için korna yedim.

Bir araba olmak isteseydiniz ne olmayı tercih ederdiniz? Renk seçiminiz de ne olurdu?

Kırmızı bir Vosvos olabilirdim. Hem eski, hem şirin, hem hala iş görüyor. Klasik, sevimli ve sürekli ilgilenilmezse huysuzluk çıkarıyor. Ben de bazen huysuz ihtiyarlar gibi olabiliyorum.

Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeleriniz var mı?

Şu an, televizyon için bir şeyler hazırlıyoruz. Provalarımız ve çekimlerimiz devam ediyor. Bir de yeni bir dizi yazıyoruz. İkisi de hazırlık aşamasında. Bakalım neler olacak!

Peki son olarak neler söylemek istersiniz?

Trafikle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Allah aşkına emniyet şeridini işgal etmeyin arkadaşlar. Çok gıcık oluyorum. Bizim de acelemiz var, ama sizin gibi sinsilik yapmıyoruz. (Meğer bu konuda çok doluymuşum. Kötü sözler etmeden bitirelim:)

 

Kısa Kısa…

İlk rol aldığınız tiyatro: Lope De Vega’nın Deliler Arasında adlı oyunu.

İlk dizi projeniz: Derdest – Star Tv

En sevdiğiniz oyuncu: Ian Mckellen – Haluk Bilginer – Sadri Alışık – Şener Şen – Adile Naşit

En son okuduğunuz kitap: Sezgin Kaymaz -Kün

En son izlediğiniz film: Düğün Dernek 2/ sünnet

En son aldığınız müzik CD’si: Hugh Laurie / Didn’t it Rain

En sevdiğiniz yemek: Pırasaya bayılırım.

İl k aldığınız araba: Nissan Micra

Şu an kullandığınız araba: Nissan Micra. (İlk arabam da Micra idi. O kadar sevdim ki, onu üst model bir Micra ile değiştirdim.)

Son aldığınız müzik CD’si: Hugh Laurie / Didn’t it Rain

Bir önceki yazımız olan "AKO, satış sonrası destekleri ile her zaman yanımızda" başlıklı makalemizde çözüm ortağı AKO, nakliye ve Petlas hakkında bilgiler verilmektedir.

.