YAŞAYAN CENNET: SULTAN SAZLIĞI

0
Kayseri’de yer alan Sultan Sazlığı, Erciyes Dağı’nın ihtişamı karşısında misafirlerine eşsiz görüntüler sergiliyor. Bir ‘Milli Park’özelliği taşıyan bu sazlığın arka planında ise aslında bir başarı öyküsü yer alıyor. Bu hikaye, 2009 yılının Temmuz ayında havanın sıcak, toprağın da suya ihtiyacı olduğu bir günde başlıyor. Bir zamanlar masmavi sularıyla adeta cennetten bir parça olan Sultan Sazlığı, o yıllarda kuraklaşmış ve güneşin altında kavrulur hale gelmiş. Hal böyle olunca yangınların çıkması da kaçınılmaz… Sazlıklar için için yanmaya başlamış. Bu duruma ‘dur’demek isteyen bölge halkı, duruma el atmaya çalışmış ve çözüm üretmek için keşfe çıkmış. Halk ve yetkililer öncelikle yanan sazlıkları söndürmek için seferber olmuş. İçten yanan topraklar ise deşilerek söndürülmeye çalışılmış. Zamanında her yeri kaplayan suların kapanmasında büyük rol oynayan kuraklığa bir darbe vurulmuş ve böylelikle artık kanalları traktörlerle açma zamanı gelmiş. Suya uzun zamandır hasret kalan toprak, nihayet suyla buluşmuş. Suyu her alana ulaştırmak gerektiğinin bilincinde olan halk, canla başla kanal açmaya devam etmiş. Su artık Sultan Sazlığı’na akmaya başlamış ve hasret bu sayede bitmiş. Tarih 2010 Temmuz’unu gösterince; hava yine geçen seneki gishutterstock_419067556

bi çok sıcak olmasına rağmen  değişen bir şey var; insanlar, artık çorak topraklar üzerinde Sultan Sazlığı’nda kayıkla gezebiliyor olmuş. Sazlığın asıl sahibi olan kuşlar ise kuraklık yüzünden terk ettikleri yuvalarına yavaş yavaş dönmeye başlamış.

Başta su kuşları olmak üzere zengin besin varlığı ile barındırdığı yaban hayatı yönünden sadece Türkiye’nin değil Avrupa ve Ortadoğu’nun da en önemli sulak alanlarından birisidir Sultan Sazlığı… Bu nedenle dev bir açıkhava laboratuvar özelliği taşıyor ve her yıl binlerce doğa sever, kuş gözlemcileri, bilim adamı ve araştırmacılar tarafından ziyaret ediliyor. Tatlı ve tuzlu su ekosistemleri, çayır ve meralar, tarım alanları ile stepler gibi farklı ekolojik karakterdeki habitatların varlığı, alanda zengin bir floranın oluşmasını sağlamış. Alanda yapılan bir çalışma sonucunda ise 47 familyaya ait 65 cins ve 177 adet tür tespit edilmiş. 21 tür hayvanın varlığı kaydedilen sazlıkta, kirpi, kurt, bataklık sivri faresi, yarasa, tilki, tavşan, gelincik ve kör fare gibi birçok memelinin yer aldığı tespit edilmiş. Sultan Sazlığı, aynı zamanda nesli tehlikede olan küçük karabatak, dikkuyruk ve yaz ördeğinin önemli üreme alanlarından biri. Kaşıkçı, boz ördek, Macar ördeği, sumru, bahri, ak kuyruklu kız kuşu, çamurcun gibi diğer kuş türleri de burada kuluçkaya yatıyormuş. 9 – 11 Eylül 1997 tarihinde 185 bin civarında flamingo sayılmış ve bu rakam bugüne kadar alanda bir defada gözlenen en yüksek sayı olmuş.

Bölgenin tarihi

Yöredeki höyüklerde yapılan kazılar sonucunda ilk Tunç Çağı’na ait buluntular ele geçirilmiş. Hitit ve Roma dönemlerinden kalma yapıtlar açısından zengin olan bölge, Fraktin Anıtı ve İmamkulu Anıtı’nda fırtına tanrısı ile Hitit kral ve kraliçesini betimleyen figürler bulunmuş. Sazlığın bulunduğu Develi İlçesi’nde 13. Yüzyıldan kalma Türk – İslam dönemine ait yapıtlara rastlanmış. Yöre halkı, başta tarım olmak üzere hayvancılık, sazcılık ve avcılık ile uğraşarak geçimini sağlıyor.

1971 yılında Orman Bakanlığı tarafından Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası olarak ilan edilmesini takiben Sultan Sazlığı’nı koruma çalışmaları başlatılmış. Bakanlar Kurulu kararı ile Uluslararası Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’nin ikinci ve üçüncü maddeleri uyarınca ‘A Sınıfı Sulak Alanlar Listesi’ne alınmıştır.

Bir önceki yazımız olan Osmanlı’daki İlk Kadın Ressam: Müşfik Hanım başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

.