Türk havacılığının atası; Vecihi Hürkuş Vecihi geliyor!

0
Türk Havacılık Tarihi’nin en önemli isimlerinden biri olan Vecihi Hürkuş, 6 Ocak 1896 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. I. Dünya Savaşı’nda yaralanınca İstanbul’a dönen Hürkuş, Tayyare Mektebi’ne girmiş ve oradan pilot olarak mezun olmuş. Birinci Dünya Savaşı sırasında pilot brövesi alarak, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapmış bunun yanısıra bir de Rus savaş uçağını düşürmüş. Vecihi Hürkuş, bu sayede uçak düşüren ilk Türk tayyareci olur. Hürkuş’un ilkleri bununla da sınırlı kalmaz. Kurtuluş, İnönü ve Sakarya Savaşı’na da katılmış, bir Yunan uçağını da bu sırada düşürmüş. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan Vecihi Bey, İzmir hava meydanına ilk giren kişi olmuş.

İlk Türk Uçağı: Vecihi K-VI

Savaş Sonrası, İzmir’de yeni tayyareciler yetiştirmeye başlayan Vecihi Hürkuş, öğrencilerle uçak yapımı projesi geliştirmiş ve 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal etmiş. 1925 yılında “Vecihi K-VI” adını verdiği uçağını uçurmayı başarmış; yalnız bu başarıya karşı ne yazık ki kendisine ödül yerine ceza verilmiş. Sebep olarak ise izin verecek merci olmadığı için kendisinin izinsiz havalanması gösterilir.

Zorluklara rağmen uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına aralıksız devam eden Vecihi Bey, ikinci uçağı olan ilk Türk sivil uçağını imal eimage-14628712351899916599der. Adına da “Vecihi XIV” koyar. Bu uçak, ilk uçuşunu Yeşilköy’e ardından da Ankara’ya yapar.

Sadece Türk havacılık Tarihi’nin değil, belki de tüm Türk tarihinin en ilginç simalarından biri olan Vecihi Hürkuş, yeni uçağının “Uçabilirlik Sertifikası” için İktisat Bakanlığı’na başvurmuş ve şu cevapla karşılaşmış: “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir.” İkinci kez denetimsizlikle karşılaşan Vecihi Bey, bunun üzerine Çekoslovakya’dan belgeyi almış; uçuş şekilleri ve uçuşun kontrolleri orada sağlamış.

1931 yılında Çekoslovakyalı yetkililer tarafından düzenlenen bir törenle uçak müsaadesini alan Vecihi Hürkuş, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla da onurlandırılır. Hürkuş, 25 Nisan 1931 yılında Çekoslovakya’dan başladığı uçuşunu, 5 Mayıs 1931 tarihinde Türkiye’ye gelerek tamamlar. Gerekli izinleri alan Vecihi Bey’i durdurmak artık olanaksız olur. Kendisi yine aynı yıl, Türk Tayyare Cemiyeti yararına Türkiye Turu gerçekleştirir. 1932 yılında ise ilk Türk Sivil Havacılık Okulu özelliği taşıyan Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni açar. Bu okul sayesinde ilk Türk kadın pilotastsubay-vecihi-hurkus-600x340 olan Bedriye Gökmen gibi çok önemli 12 pilot yetişir. İlerleyen dönemde Türk Hava Kurumu, Hürkuş’u mühendislik eğitimi alması için Almanya’da bulunan bir mühendislik okuluna gönderir Ancak Vecihi Bey, mezun olup Türkiye’ye dönünce iki yılda mühendis olunmasının imkansızlığı gerekçesiyle uçak mühendisi ruhsatını alamaz.

Türk havacılığına gönül vermiş kişilerin başında gelen Vecihi Hürkuş, 1969 yılında vefat eder. Geriye ise ondan örnek cesareti ve azmi kalır. Vecihi Bey’e  kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verildiğini ve TBMM tarafından da üç kez takdirname aldığını hatırlatmakta fayda var. Tarihte üç kez üst üste takdirname verilen tek kişi Vecihi Hürkuş olur.

Vecihi Bey, Türk Sineması’nda da hatırlatılmış bir şahsiyet. Adile Naşit, Münir Özkul, Ayşen Gruda gibi önemli sanatçıların yer aldığı “Gülen Gözler” filminde; Şener Şen’in canlandırdığı “Vecihi” karakteri, sevdiği kızın evinin çevresinde bir uçakla dolaşır ve yanlış kullanım sonucu evin içine girer. Bu esnada Vecihi’yi eve doğru yaklaştığını gören Fikret (Ayşen Gruda), “Vecihi geliyor, Vecihi geliyor” diyerek sahneyi bizler için ölümsüzleştirir.

Bir önceki yazımız olan Herşey bir apartman salonunda başladı Türkiye Futbol Milli Takımı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

.