Tarih, lezzet, yaşam; İzmir

0

Kültürel ve tarihi zenginliğinin yanı sıra Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olma özelliği ile de dikkatleri üzerine çeken İzmir, sahip olduğu değerlerle hem geçmişe hem de geleceğe ışık tutuyor.

Tarihte İzmir

Frig egemenliğinde bir koloni kenti olarak Smyrna ismi ile tarih sahnesindeki yerini alan İzmir; M.Ö.7. yüzyılda İyonyalıların yaşam merkezi haline gelir. Sonrasında Lidyalıların ve Perslerin saldırıları sonucunda ağır kayıplara uğrayan şehir, M.S. 330 yılında Büyük İskender tarafından yeniden yapılandırılır. Şehrin kaderi sonrasında da değişmez. Bir dönem Arap istilasına uğrar. Selçuklu hakimiyetine girdikten sonra biraz nefes alır, ancak bir süre sonrada 1079 yılında Bizanslılar bu güzel kenti ele geçirir. 1415 yılından Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde olan kent, savaş sonrasında Yunanlılar tarafından işgal edilir. 9 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun kente girmesi ile Yunan işgaline son verilir ve şehir yıllar sonra yeniden nefes almaya başlar.shutterstock_277066235

Ekonomik hayat

Doğal güzelliklerinin yanı sıra ülke ekonomisine olan katkısı ile de adından söz ettirmeyi başaran İzmir, işlek bir ticaret merkezi konumundadır. 600 km’yi aşkın kıyı uzunluğu ve benzersiz güzellikteki doğal plajları ile kent, yaz turizminin gözde yerlerinden biridir diyebiliriz. Bunun yanı sıra tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca ünlü Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne Ilıca vb. şifa merkezleri ile termal ve sağlık turizmi alanında da her yıl yerli ve yabancı birçok turisti kente çekmeyi başarmaktadır. Yatlar ve gemilerle çevrili körfezi ve Türkiye’nin ikinci büyük limanına da ev sahipliği yapması onu ticaretin uğrak yerlerinden biri yapmaktadır. Kent limanı ihracat alanında ise ilk sıradadır. Liman kenti olmasının yanında sanayinin gelişmesine de olanak veren İzmir, bölgenin ticaret merkezi konumunda olup ilçelerde de tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomik yapıya sahiptir. Uluslararası sanat festivalleri ile kentin kültürel yapısı canlandırılırken her yıl geleneksel bir şekilde gerçekleştirilen İzmir Enternasyonal Fuarı ile de sadece şehrin değil ülke ekonomisine de önemli katkılar sunulmaktadır. Türkiye’nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı İzmir Fuarı her yılın Eylül ayında İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül’ü içine alacak 10 günlük zaman dilimi içinde düzenlenmektedir. Bölge ve ülke ekonomisine büyük katkısı olan İzmir Enternasyonal Fuarı, Türkiye’nin “dünyaya açılan penceresi” sloganıyla ülke tanıtımında ve ikili ticari ilişkilerin gelişmesinde önemli bir görev üstlenmektedir. Teknolojinin ve yenilikçiliğin ön plana çıktığı sektörler olan otomotiv, elektrik, elektronik, iş makinaları, gıda ve ambalaj makinaları gibi uzmanlaşmaya dayalı faaliyet alanları fuar etkinlikleri içinde ağırlıklı bir yer işgal etmektedir. Bölgede üretim ve ticari faaliyetleri ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kenti olan İzmir, kesme çiçek üretiminden beyaz eşyalara, mobilyadan sanayi ürünlerine, tekstil ürünlerinden finans sektörüne kadar büyük bir tekno-ekonomik potansiyele sahip, cazibe merkezi konumunda ülkemizde yaklaşık bir milyon insana istihdam sağlamaktadır. Yörede, kömür, altın, bakır, kurşun, çinko, demir, antimuan, perlit, grafit, asbest, titanyum, dolomit ve mermer madenleri çıkarılıp işlenmektedir. İnşaat malzemeleri imalatı ve inşaat yapımı alanlarında da Türkiye’nin en gelişmiş kentlerinden birisidir.

Ne yenir, ne içilir ?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Güne kahvaltı ile başlamayı tercih edenler için ilk önerimiz İzmir tulum peyniri. Dilerseniz bu enfes lezzetten sevdiklerinize hediye olarak da götürebilirsiniz. Günün ana yemeğini merak edenler için ise İzmir köfteyi tatmadan dönmeyin deriz. İzmir köfte patates, domates ve biber ile fırınlanması nedeniyle diğer yöresel köftelerden ayrılır. Zeytinyağının da yemeklere kattığı ayrı bir tat vardır İzmir’de. Sütlü balık, sarmaşık kavurması, balık köftesi, midye dolması, sardalya sarma, enginar yemekleri de önerebileceğimiz diğer lezzetler arasında.

Nerelere Gidilir?

5 bin yıllık tarihi geçmişi ile milyonlarca nefesin izlerini taşıyan bu eşsiz güzellikteki kent, 36 medeniyete ev sahipliği yapması ile ne kadar misafirperver olduğunu kanıtlar nitelikte. Her varoluş kente ayrı bir değer, güzellik katarak veda etmiş. İşte İzmir’e gelip de görmeden gitmemeniz gereken 5 yer:

Efes Antik Kenti

İzmir’in Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan Efes’in varlığı M.Ö. 6000’li yıllara kadar uzanır. Bu tarihi kentteki kalıntıları görmek için her yıl ortalama 1,5 milyon turist ziyaretçi kervanına katılmaktadır. Klasik Yunan döneminde İyonya’nın on iki şehrinden biri olan Efes’in sahip olduğu kalıntılar yaklaşık 8 kilometrelik bir alana yayılmış şekildedir. Efes ayrıca Dünya Mirası listesinde de yer alan ender yerlerden biridir. Sizlerde bir gün İzmir’e yolunuz düşerse bu tarihi kenti ziyaret etmeden dönmeyin.

Ege’nin saklı güzelliği “Şirince”

Maya takvimi ile adını geniş kitlelere duyuran Şirince’ye Selçuk’dan 10 km’lik bir dağ yolunu takip ettikten sonra ulaşabilirsiniz. Kurulduğu zamanlar bu yer bir Rum Köyü iken 1923 yılındaki Mübadele sonrasında Türk bir yerleşim yeri olur. Ancak köyde gezerken yine de eski yerleşimin ve Hristiyanlık inancının izlerini görebilirsiniz. Günümüzde daha çok turizme hizmet veren bu köyün nüfusu yaklaşık 500 civarında. Köyde eski yapıların restore edilmesi sonucu turistik hizmet veren çok sayıda otel ve pansiyon bulunuyor. Köyde taş döşeli dar sokaklarda yürürken şarap evlerini ve mahzenlerini gezebilir, hediyelik eşya dükkanlarından sevdiklerinize hediye alabilir, Hodri Meydan Kulesi ve St. John Kilisesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Kilisenin içerisindeki dilek havuzuna da para atarak eski bir ritüeli de gerçekleştirebilirsiniz.

Zamanın sembolü “Saat Kulesi”

İzmir’in kalbi olarak tabir edebileceğimiz Kule, kente gelip de uğramadan dönmeyenlerin bir numaralı mekanı. Kuleyi arkanıza alıp öz çekim yapmak ise anı ölümsüzleştirmenize yeter. Konak Meydanı’nda yer alan kule, 1901 yılında Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız bir mimara yaptırılır.25 metre uzunluğunda ve 4 adet çeşmesi bulunan kulenin saati ise Almanlar tarafından hediye edilir. Kule, gündüz sadeliği ile dikkatleri çekerken gece ise ışıklandırmasıyla göz kamaştırıcı bir hal alıyor.

Tarihi kemeraltı çarşısı

İzmir’e gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan çarşı, kentin en önemli alışveriş mekanlarının başında gelir. Yüzlerce dükkanın ev sahipliği yaptığı çarşıda çok sayıda han da bulunmaktadır. Üzeri tonoz ve kubbe ile örtülü dükkanların içinde kendinizi tarihi bir yolculuk içerisinde bulabilirsiniz. Konak meydanının ilerisinden başlayan çarşıda uygun fiyatta alışveriş imkanı bulurken farklı ve yöresel lezzetleri de tadabilirsiniz.

Tarihi asansör

58 metrelik yüksekliğe birkaç dakika içerisinde çıkmanızı sağlayan bu tarihi asansör ile kendinizi masallardaki göğe yükselen fasulye sırığına tırmanıyormuş gibi hissedebilirsiniz. İzmir’e asansör sayesinde tepeden bakmayı düşünürseniz akşam saatlerindeki şehrin ışıklı atmosferinden daha çok etkileneceğinizi söyleyebiliriz. Tarihi asansörün önündeki Darino Moreno sokağının da efsunlu havası içinde yürürken kendinizi sokağın adını aldığı değerli müzisyenin Deniz ve Mehtap adlı şarkısını mırıldanırken bulabilirsiniz. Bu arada asansörün mimarını unutmadan hatırlatalım, asansör 1907 yılında Nesim Nevi tarafından inşa edilir.

.