Orhan Avcıoğlu

0

Petlas’ın Anneler Günü için hazırladığı reklam filminde gördük en son kendisini. Annesi ile çıktığı eğlenceli yolculuğu keyifle izlemiştik. Evet, Orhan Avcıoğlu’ndan bahsediyoruz. Orhan Bey; hayatını, kariyerini ve spora nasıl başladığını siz değerli AKO Haber okuyucuları ile paylaştı. Biz söyleşimizden çok keyif aldık, sizin de keyifle okuyacağınızdan eminiz.

“Hem annem hem de babam otomobil sporcusu olduğu için bu sporun içine doğdum”

 

“Kendime yakıt ekonomisi konusunda çeşitli hedefler koyup tutturmaya çalışıyorum!”

 

Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

1985 doğumluyum. 10 yıldır profesyonel ralli pilotuyum. Telekomünkasyon sektöründe hizmet veren aile şirketimizin yönetim kurulundayım. Bunu dışında Çağdaş Bağımsız Yardımlaşma Derneği’nin (ÇABA) üyesi olarak çeşitli sosyal sorumluluk projelerine destek veriyorum. Ayrıca sokaklarda yaşayan hayvanların yuvalanması ile ilgili çalışıyorum.

Otomobil sporlarına olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Hem annem hem de babam otomobil sporcusu olduğu için bu sporun içine doğdum diyebiliriz. Kendimi bildim bileli otomobil yarışçısı olmak istedim. 4-5 yaşımda televizyonu kullanmayı öğrendiğim günden beri her fırsatta evdeki ralli kasetlerini izlerdim. 12 yaşımda anne ve babama yaptığım baskılar sonuç verdi ve go-kart ile tanıştım. O zaman gerçek anlamda başladı bu serüven.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Yarışırken neler hissediyorsunuz?

Yarışa kendimi hem fiziksel hem de zihinsel açıdan hazırlarım. Fiziksel olarak kondisyonumu her zaman iyi seviyede tutarım.  Her fırsatta yarış takımımın garajında zaman geçiririm. Yarıştan bir hafta önce ise zihinsel hazırlık dönemim başlar. Bu süreçte, yarış ile ilgili stratejileri, bir önceki yıldan güçlü ve zayıf olduğum noktaları analiz ederim. Psikolojimi ve motivasyonumu yarışa odaklarım.

Yarışmaya tutku ile bağlı olmamın başlıca sebebi, otomobil kullanırken aklımda başka hiçbir şeyin olmaması, kendimi adeta bu dünyada değilmişim gibi hissetmemdir. O anlarda benim için yalnız co-pilotum ve taştan suyu çıkartırcasına kullanmak istediğim otomobil var.

Başarılı bir sporcu olmanızda hangi unsurlar etkili oldu?

Benim iki temel dayanağım var. Birincisi, ailemin kayıtsız şartsız verdiği destek. Anne ve babamın go-kart ile yarışırken başlayan desteği hiç kesilmedi. Annem, psikoloji ve mental hazırlık ile ilgili bana destek olurken babam ise go-kart’ın hazırlanması ve yarışta en hızlı arabaya sahip olmam için uğraştı. Rallide de benzer bir durum var, babam bu sefer biraz daha arka planda ancak annem, her yarışımda yanımda ve destek olur.

İkinci temel faktör ise elime geçen fırsatların kıymetini bilip, o fırsatlardan azami faydayı almaya çalışıyorum. Motorsporlarında kendi olanaklarınla ya da sponsor desteği ile yarışma fırsatı bulmak kolay olmuyor. Size bir imkan sağlandığında, onu sonuna kadar kullanmalı ve en iyi performansınızı sergilemelisiniz.

Ralli yarışçısı olmanın zor yanları ve keyifli yanları nelerdir?

En keyifli bölümü, tabii ki güvenlik önlemleri alınmış ve trafiğe kapatılmış bir parkurda doğa, araba ve co-pilotun ile uyumla kapasiteni sonuna kadar kullanarak, gazlamak! Bu hissi, yarış kazanmanın üzerinde tutuyorum. Zaman zaman insanlar buna şaşırıyor, ancak benim için önemli olan sporu yaparken keyif almak. Kazanma hissi, dağın zirvesine tırmanmak gibidir, kısa bir süre sonra aşağı inmeniz gerekir. Ancak o dağa tırmanırken de keyif alırsanız mutluluğunuz çok daha uzun sürer.

Her ne kadar bireysel bir spor olarak görünse de ralli bir takım sporudur. Zaman zaman takımınızın öncelikleri sizin bireysel önceliklerinizin önüne geçebilir. Bu tip durumlar, yarış pilotlarını elbette zorlar. Bu durumda, alınan kararlara saygı göstermek ve uyum sağlamak durumunda kalırsınız.

Ülkemizde otomobil sporlarına özellikle ralliye olan ilgiyi yeterli buluyor musunuz?

Türkiye’de motorsporları, 1980 ve 2000’li yılların başlarında ciddi yol kat etmiş ve kitleleri arkasından sürükleyen bir konumdaydı. Ancak 2005-2015 arası hem uluslararası yarışların ülkemizden çekilmesi hem de ulusal organizasyonların tanıtım eksiklikleri, sporu biraz geriye götürdü. Son iki yıldır sporun ciddi yükseliş trendinde olduğuna inanıyorum. Hem medya hem de izleyici ilgisinin de bunu desteklediğini görüyorum. Bu durum, beni sevindiriyor. Türkiye otomobil üreticileri ve yan sanayi üreticileri için büyük bir merkez, üreticilerin ilgisi ve desteği ile ülkemizde yapılacak organizasyonlar çok daha büyük kitlelere ulaşacaktır.

Ralli sporu pahalı bir spor mudur?

Ralli de motorsporlarının birçok dalı gibi ucuz bir spor değildir. Pahalılık kavramı, yarışacağınız otomobil veya takip etmek istediğiniz şampiyonaya göre değişir. Profesyonel seviyede, ciddi sponsorluk destekleri olmadan yarışmanın pek mümkün olmadığını söylemeliyim. Bu noktada, otomobil ve yan sanayi üreticilerinin desteği çok önem taşıyor. Spora başlamak isteyen ancak yeterli bütçesi olmayan veya yetenekli olup birkaç yarış kendini gösterdikten sonra bütçesi biten sporculara, çeşitli geliştirme ve destek programları ile sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum. Böylelikle ülkemizde spora yetenekli gençlere kariyer olanağı sunulmuş oluyor. Örneğin, Federasyon’un “Tosfed Yıldızını Arıyor” projesi bu bağlamda kendine güvenen gençlere çok önemli bir destek veriyor.

Günlük hayatta otomobil kullanırken trafikte neler hissediyorsunuz? Sürücülere neler tavsiye edersiniz?

İstanbul güzellikleri ile eşsiz ancak trafiği de bir o kadar zorlayıcı bir şehir. Yoğun trafikte müzik dinleyerek zaman geçiriyorum. Kendime yakıt ekonomisi konusunda çeşitli hedefler koyup tutturmaya çalışıyorum! Benim için en önemlisi ise trafiğin psikolojimi etkilemesine izin vermiyorum; trafikte sinirlenmeden, dur-kalk trafikte yol isterken göz teması yapıp rica ederek şerit değiştiriyorum.

Lastik de yarışların en önemli figürlerinden biri. Günlük hayatta ve yarışlarda lastik seçiminin önemi nedir?

Lastik seçimi kesinlikle yaşadığınız kentin iklim koşullarına göre yapılmalıdır. Markalar, lastiklerinin mühendisliklerini çeşitli koşulları göz önünde bulundurarak geliştiriyorlar.  Örneğin, İstanbul’da kışı, yaz lastiği ile geçirmek, kaza yapmayı bekleyen bir otomobil içerisinde seyahat etmek demektir. Ayrıca bir-iki haftada bir, lastik henüz soğukken, evimize en yakın lastikçiye ya da benzinciye giderek basınç kontrolü yaptırmak da çok önemlidir.

Gelecek hedeflerinizden bahseder misiniz?

2017 yılında Türkiye Ralli Şampiyonluğu’nu ve Balkan Ralli Kupası’nı kazanmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda ise Türkiye’yi Balkanlar’ın da dışında, Avrupa ve dünya parkurlarında temsil etmek istiyoruz.

Bu sporla ilgilenmek isteyenlere neler önerirsiniz?

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun bu yıl başlattığı “TOSFED Yıldızını Arıyor” projesi, ülkemizde spora başlamak isteyen ancak henüz fırsatını bulamamış genç arkadaşlarımıza şans vermek üzere kurgulandı. Mutlaka müracaat etmelerini öneririm.

Sporun içinde olmak için ilk aşamada yarışmak şart değil. Ortamı görmek, benzin kokusunu almak ve farklı motorsporları dallarını tanımak için TOSFED ile irtibata geçerek rallilerde görev almak önemli bir adım. Böylece doğa, otomobil sporları ve sporcuları ile bir bedel ödemeden bir hafta sonu geçirmiş ve spora giriş yapma fırsatı bulmuş olurlar.

Heyecanlı bir spor dalıyla uğraşan bir sporcu olarak bizimle paylaşabileceğiniz unutulmaz anılarınızdan bahseder misiniz?

İlk ralli startım oldukça enteresandı. Türkiye’de bilgisayar çağının başlarında büyümüş bir çocuk olarak ralliye başlamadan önce otomobil yarışı oyunları hayatımızın büyük bir bölümünü kapsıyordu. Kendimi gerçek bir ralli otomobilinin direksiyonunda bulduğumda ise o zamanın oyun teknolojisi ile gerçek hayatın birbirinden ne kadar farklı olduğunu çok çabuk kavradım. Rallinin henüz beşinci etabında yoldan çıktık, motorumuza hasar verdik ve yarış dışı kaldık. O zamanki co-pilotum, “Nasıl? Playstation’da gazlamaya benzemiyormuş değil mi?” demişti. Ancak teknoloji böyle bir şey, on yıl sonra bugünün koşullarında rallilere PC başında ciddi simülasyon oyunları ile hazırlanıyoruz.

Petlas’ın Anneler Günü reklam filminde annenizle birlikte rol aldınız. Böyle ses getiren bir projede annenizle birlikte yer almak nasıl bir duyguydu?

Bir evlat için anne, baba ve kardeş kutsal varlıklardır. Annemin her yarışıma gelerek beni yerinde desteklediğini de düşünürsek otomobilin içinde onunla birlikte olmak benim için çok özel ve keyifli bir deneyim oldu. Genel algının dışında, otomobilin içinde korkup beni yavaşlatmaya çalışan değil, aksine hızlı gitmekten keyif alan ve destekleyen karakterde olduğu için hem reklam filminde hem de yayınlandığı sürede çevremizden keyifli geri bildirimler aldık. Reklam filmindeki mottomuz gibi; annelerimiz yalnız trafikte değil, hayatımızda da co-pilotumuz aslında. Petlas bu projede bize yer vererek hem sporumuz, hem ailemiz için “unutulmaz” bir anıyı hayatımıza katmış oldu. Çok teşekkür ederiz.

Bir önceki yazımız olan Engin Apaydın: Eğitim olmadan kabiliyet bir anlam taşımıyor... başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

.