Bademler Köyü

0

İzmir’in Urla ilçesine bağlı Bademler Köyü’nde Türkiye’nin ilk köy tiyatrosu ve oyuncak müzesi yer alıyor. Susuz Yaz ve Pembe Kadın gibi Yeşilçam’ın önemli filmlerine de ev sahipliği yapan köy, gelenek ve görenekleri ile kendi içinde bir ütopya oluşturuyor.

aylakkarga-seferihisar-sigacik-bademler-koyu-urla-sanat-ve-antika-pazari_16_31-aHTnm,  İzmir’in Urla ilçesine bağlı bir köy. Köye adımınızı attığınız ilk anda halkın sıcaklığını, dayanışmasını ve misafirperverliğini buram buram hissediyorsunuz. Bademler, “ilklerin köyü” olarak tanımlanıyor ve Türkiye’nin ilk köy tiyatrosu da burada bulunuyor. Oyuncak müzesi, festivalleri ve ağırladığı ünlü isimlerle farkını ortaya koyuyor. Bademler Köyü Tiyatrosu, her yıl mutlaka en az bir oyun çıkartıyor ve 7’den 70’e tüm köy halkı rol alıyor. Halk, bu sahnede sadece rol almakla yetinmiyor; oyunun hem yönetmenliğini hem de seyirciliğini yapıyor.

Yıllara dayanan tiyatro aşkı nereden geliyor?

Bademler Köy Tiyatrosu, 82 yıldır oyunlarına devam ediyor. Peki, köy halkının tiyatroyu bu kadar çok sevmesinin nedeni ne? Bu aşk, Mustafa Ararat adlı öğretmen tarafından aşılanmış köy halkına. Köye öğretmen olarak gelen Ararat, gelenek ve göreneklerine bakarak halkın sanatsal aktivitelere ilgi duyduğunu görmüş. Böylece tiyatroya ilk adım atılmış ve köyün ilk oyunu olan “Yarım Osman” köy meydanında sahnelenmiş. Tiyatro alanında çalışmalarını hızlandıran Bademler, gösterilen emek ve elde edilen başarılar sonucunda Bademler Köy Tiyatrosu sahnesini kazanmış.

Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi

Yazının başında bu köyün bir de oyuncak müzesine sahip olduğunu belirtmiştik. Kendisi de Bademler Köyü’nde yaşayan ve 2003 yılında hayata gözlerini yuman Arkeolog Dr. Musa Baran, 1990 yılında köy meydanında bulunan evini çocuk oyuncakları müzesine dönüştürmüş. Bademler Köy Tiyatrosu gibi bu oyuncak müzesi de bir ilk özelliği taşıyor. Uçurtmadan sapana, kargıdan yapılmış silahlardan telden yapılmış arabalara kadar onlarca oyuncak bu müzede sergileniyor. Oyuncakların yanında ilkel tarım aletleri, geleneksel eşyalar ve kıyafetler de bu müzenin içinde yer alıyor. Şu an oyuncak müzesinin bakımıyla muhtarlık ilgileniyor.

Susuz Yaz filmi burada çekildi

Bademler Köyü, zamanında Susuz Yaz ve Pembe Kadın gibi iki önemli filme de ev sahipliği yapmış. Susuz Yaz romanını yazmış ve Urla’da uzun süre yaşamış olan Necati Cumalı, bu romanı avukatlık yaptığı zamanlarda yaşadığı bir olay üzerine kaleme almış. Yönetmen Metin Erksan da bu ünlü romanı filme uyarlamış. Altın Ayı ödülünü kazanarak Türk sinemasında uluslararası ödül alan ilk film olan, aynı zamanda en iyi yabancı film dalında Oscar’a aday adayı olan Susuz Yaz sayesinde Bademler Köyü daha çok tanınma imkanı bulmuş. Film, köyle o kadar bütünleşmiş ki 2012’de yönetmen Metin Erksan öldüğünde tüm köyde yas ilan edilmiş.

Türkiye’nin en temiz köyü

Bademler Köyü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2012’de yaptığı bir yarışma sonucu Türkiye’nin en temiz köyü seçilmiş. Bu köyde haftanın her günü sokaklar yıkanıyor. “Her atık çöp değildir” prensibiyle köy meydanına pet şişe teneke ve izmaritler için ayrı kutular koyularak geri dönüşüm sağlanıyor. Köyün içinde bir de “Atölyemiz” adında bir yer bulunuyor. Bu küçük ve tatlı yer kafe, terapi merkezi ve bir hobi salonunu içinde bulunduruyor. Atölyemiz’in binası aslında 85 yıllık bir köy evi. Binanın alt tarafı kafe olarak kullanılıyor. Üst tarafında ise yoga, reiki, spitüel gelişim, resim gibi kurslar veriliyor. Bademler Köyü’ne yolunuz düşer de odun ateşinde gözleme, köy ekmeği, kalburabastı yemek, odun ateşinde çay, köy yoğurdundan ayran, limonata içmek isterseniz Şermin Anne’nin Yeri’ne uğramanızı öneririz. Ailesi ile yıllardır bu yeri işleten Şermin Anne, yanık sesi ile söylediği şarkılarla yemeklerine ayrı bir lezzet katıyor.

Bademler’de pazar günleri pazar kuruluyor. Köy halkı sanat ve sporla iç içe. Bu yüzden köyde bir kültür sanat derneği ve bir de spor kulübü bulunuyor. Köy halkının yüzde doksanı okuma yazma biliyor. İzmir Atatürk İl Kütüphanesi’nin de burada bir şubesi bulunuyor. Bu da halkın okumaya olan ilgisinin ne kadar fazla olduğunu gösteriyor. Her sene Uğur Mumcu ve Nazım Hikmet’i anma programları düzenleniyor. 2007 yılında da Japonya etkinlikleri kapsamında Kimono defilesi yapılan bu köyde her yıl Hıdırellez şenlikleri, tavla müsabakaları, yüzme ve voleybol yarışları düzenleniyor. Köyde biri öldüğü zaman ölen kişinin ismi tüm köye anons edilerek duyuruluyor ve o gün köyde yas ilan ediliyor. Televizyon açılmıyor, kahvede okey, tavla gibi oyunlar oynanmıyor. Köyde ölen kişinin mezarına öldüğü gün renkli çaputlar bağlanıyor, mezar yapılana kadar bu çaputlar mezarın üstünde kalıyor. Ölüler yöresel kıyafetler ile gömülüyor. Çoğu mezarda kendi isimlerinin yanında tiyatroda canlandırdıkları karakterlerin ismi de yazıyor. Köyde “derme devşirme” adı verilen çok güzel bir gelenek de var. Bu gelenek, her yıl Bademler Şenlikleri’nin içine katılarak gerçekleştiriliyor. At arabası, traktör gibi araçlarla davul zurna eşliğinde her ev dolaşılıyor. Türk kültürü araştırmacısı Sabiha Tonsuğ, bir yazısında Bademler Köyü hakkında şunları söylüyor:

“Bademler, Ege uygarlıklarının izini süren köylerimizden biridir. Kadın erkek eşitliği, doğruluk, çalışkanlık, temizlik örnekleri görmek istiyorsanız bu köyü ziyaret edin.”

Bir önceki yazımız olan “Cadillac: Bir Dünya Standardı” başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

.